|
İASSOS (KIYIKIŞLACIK KÖYÜ)
Bodrum'un kuzeyinde olan Iassos Bodrum’a yaklaşık 55 km mesafede. Eskiden sadece tekne ile ulaşabilen Iassos’a simdi karadan çok rahat ulaşılabiliyor.
Çok imtiyazlı olan konumu, ünlü mermeri ve balıkçılığı ile Iasos tarihin ilk dönemlerinden itibaren iskan edildi. Iassos, M.Ö. 9. yüzyılda Argostan gelen kişiler tarafından kuruldu. Daha sonra Milet şehri sakinlerinde göç ettiği Iassos, İtalyan Arkeologlarının yaptığı kazılar neticesinde bulunan Miken çanak çömleği, Miken evleri nedeni ile çok daha erken tarihlere tarihlenir. Arkeolog Doro Levi başkanlığında 1960'da başlayan bu kazılarda, en erken yerleşmenin şehrin akropol tepesinde yer aldığı anlaşıldı. Iassos buluntuları Anadolu, Yunanistan ve Girit kültürleri arasında benzerlikler gosterir.
Iassos’ta bulunan ve üzerinde genç bir çocuk ve Yunus baliginin gosteren çok sayıda para bize ünlü Iassos efsanesinin hatırlatır. Bir yunus baligı ile dostluk kuran bu Iasoslu çocuk hem Plinius hem de Aelian tarafından zikrediliyor. Plinyus, Büyük İskender’in bu hikayeden çok etkilendiğini ve Iassos’lu genci yanına aldığını hatta onu deniz tanrısı Poseydon'un rahiplerin başına geçirdiğini anlatır.
LABRANDA
Milas’ın kuzeyindeki Kocayayla’da (14 km.) bulunan Labranda Türkiye’nin en iyi korunmuş antik kentlerinden birisidir. Yolu iyi durumda. Çam ve çınar ağaçları arasında, hemen her zaman tatlı bir esintiyle serinleyen havada çok güzel bir antik kent
gezeceksiniz. Labranda antik çağda 8 metre genişliğindeki bir kutsal yolla Mylasa’ya bağlıydı. Yolun izlerini bugün de görmek mümkün.
MÖ. 5. yy’da kentte bir kutsal alan olduğu biliniyor. Güneydoğu ve güneyde bulunan iki giriş kapısı ayaktadır. Zeus Tapınağı, stoa, tapınağın güneyindeki büyük teras tuvarı, kült yemeklerinin yendiği andron, saray olduğu sanılan büyük yapılar, teras evleri kalıntıları görülebilmektedir. Kazılarda ortaya çıkarılan Andron pencereli bir yapıdır ve Hellen döneminde pencere kullanıldığını kanıtlamaktadır. Kentte Roma Çağı yapıları da görülmektedir.
Kutsal alanın 200 metre batısında arkası istinat duvarıyla sağlamlaştırılmış stadyum vardır. Kutsal alanda her yıl yapılan ve 5 gün süren şölenler sırasında stadyumun yarışlara sahne olduğu sanılıyor. Yarışların başlama ve bitiş taşları bugün de yerli yerinde.
EUROMOS
Bafa Gölü’nü geçip Milas’a doğru gelirken yolun solunda göreceğiniz Euromos tabelasından girin, (Milas’a 12 km. kala) 1 km. içeride eskiden Mylasa ile birleşik olduğu belirlenen Euromos antik kentini göreceksiniz. İyi korunmuş durumdaki Zeus Tapınağı’nın cephesindeki 8 sütun ayaktadır. Sütunların diğerlerinin de ayağa kaldırılması mümkün. Sütunlar üzerindeki kitabelerde tapınağın yapımına para yardımında bulunanların isimleri yazılıdır. Etrafı zeytinlikle çevrili kentin tiyatrosunun beş sırası görülebiliyor. Tapınağın önünde açıklayıcı bir tabela göreceksiniz. Bir de tuvalet bulunuyor. Tapınağın Hadrian Döneminden sonra yapıldığı hesaplanmaktadır. Tapınağın karşısındaki
(batı yönünde) yamaçları dolaşırsanız sur kalıntılarını görebilirsiniz.
GÜLLÜK
Güllük bir liman kasabası. Limandan çevrede çıkarılan boksit madeni ihraç ediliyor. Zaten yolda boksit taşıyan kamyonları göreceksiniz.
Mandalya Körfezi ve Asin Koyu çevresine yerleşmiş kasabanın sahili balıkçıları, kahveleri ve lokantaları ile sevimli bir balıkçı köyü özelliğini koruyor. Sahilden hemen sonra yükselen tepelere yerleşmiş oteller ve evler bu topografik özellikten dolayı hep deniz görüyor.
Kentin kuzeyine kurulu dalyanda ve denizde iyi balık çıkıyor. Lüfer, kefal ve en çok da yılan balığı avlanıyor. Sahil lokantalarından birine oturup yılan balığı ziyafeti çekebilirsiniz. Adının "yılan" oluşu sizi itmesin, lezzetlidir. Çevredeki koyların çoğunda kültür balıkçılığı da yapılmakta, çipura ve levrek yetiştirilmektedir.
BARGLYA
Boğaziçi köyünün eski adı Barglya. Bir Karya kenti olan Barglya bir zamanlar deniz kıyısındaydı. Önündeki bataklık ise Osmanlı döneminde tuzla olarak kullanılmış. Kentin adı, halk dilinde Varvil’dir. Bellorophontes adlı kahramanın kanatlı atı Pegasos’un çiftesi ile ölen arkadaşı Bargylos’un anısına kurdurmuş olduğu ilkçağ yazarlarınca bildiriliyor. Karya dilinde kentin adı Andanos idi. Karşı dağlarda Kemikler köyünde bulunan Artemis Kyndias tapınağı kentin kutsal alanıdır. Kent öreni Bizans döneminde yapılmış düzenlemelerle bir savunma hisarına döndüğü için yapı malzemeleri bu duvarlarda karşımıza çıkar.
Kalıntılar koyu boyunca uzanan tepelik üzerine dağılmıştır. Kuzeye bakan Hellenistik tiyatro ve tapınak alanları bir keşif gezisi gerektirir.
BAFA GÖLÜ
Söke ovası 2000 yıl kadar önce denizdi, burada büyük bir körfez vardı. Büyük Menderes ırmağının getirdiği alüvyonlar körfezi duldurdu ve ova haline getirdi. Bugünkü Bafa Gölü denizden bir parça olarak arada kaldı.
Gölün üzerinde iki ada bulunuyor. İkiz adalardan biri aslında tam ada değil, bir kumulla karaya bağlı. Bafa Gölü’nde kefal, levrek, yılan balığı tutuluyor. Eskiden çok sazan tutulurmuş, fakat gölün suyu tuzlandığı için artık sazan kalmamış.
Gölde gezmek isterseniz dolmuş usulü motorlara binebilirsiniz. Adalar, Heraklia antik kenti geziliyor. Yüzme molası da veriliyor. Tekneler 25 kişi ile kalkıyor. Kalabalık aileler teknenin dolmasını beklemek istemezlerse komple kiralayabilirler. Göldeki adalarda manastırlar, kiliseler kurulmuş. Bunlardan "Yediler Manastırı" en eskisi.
ÖREN-KERAMOS
Bodrum-Milas yolu üzerinde, Beçinkale yoluyla ayrılan 45 km’lik asfaltla ulaşılan eski adıyla Gereme, yeni adıyla Ören Gökova körfezi kıyısındadır. Şehir merkezi kıyıdan biraz içeridedir. Sahili ise güzel kumluk ve plajdır. Plaj boyunca iki katlı bahçe içinde evler, küçük otel ve pansiyonlar sıralanır.
Ören son yıllarda çok tartışılan Gökova santraliyle gündeme gelmişti. Santral yapıldı ama çalıştırılmadığı için şu anda sadece yapısal bir kirlilik taşıyor.
Ören’e Gökova/Akyaka köyünden 48 km’lik toprak yol ile Gökova körfezinin kuzey kıyısını geçerek, Kıran dağlarının görünümü önünde de ulaşılıyor. Ama bu yol oldukça kötü
Ören Akyaka arasında antik Keramos kenti kalıntıları ziyaret edilebilir.
Karyalıların Krysaor Birliği’nin bir üyesi olan Keramos’un adının anlamı çömlektir. Hellenistik çağda, Rodos egemenliği altında bulunan kent, bu dönemde kuzey komşusu Stratonikea ile bağlaşıklık imzalamıştı. İ.Ö. 129 yılında düzenlenen Roma’nın küçük Asya eyaleti içinde yeralan Keramos, bundan sonraki evrede önemini giderek yitirmiştir. Ören’in arkasında yeralan Meşekayası dağları üstünde sur duvarları bulunur. Surların alt kesimleri çokgen taş dizilerinden oluşurken, üst kesimlerde düzenli çizgi katları yapan duvar tekniği gözlenir. Kayalık bir terasta yeralan ve halk dilinde Bakıcak diye bilinen yerde, kentin iki önemli tapınağı, 25 metreye varan uzunlukları ile görülürler. Kurşunluyapı, taşları birleştirmek için kullanılan kurşun zıvanalardan bu adı almıştır. Güney ve batıda özgün biçimini korumuş olan bu güzel teras duvarlarının doğusu yıkılmıştır. Terasın üstündeki düzlemde ise Korinth ve İyon düzeninde yapı parçaları bulunur. Sözkonusu tapınak alanının olasılıkla Zeus Krysaoreus’a ilişkin olduğu ileri sürülmektedir.
Kasaba içinde bulunan Akyapı, Roma dönemine ilişkin büyük bir yapı kompleksidir. Gökova yoluyla gelenler, Ören’e ulaşmadan Meşekayası dağının arka kesimlerinde su kemerleriyle karşılaşırlar...
|